f etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
f etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2010 Salı

Feracious

İngilizcedeki feracious Latincede "bereketli, verimli, ürün/meyve veren" anlamındaki ferax sıfatından gelir. O da "ürün vermek" anlamında da kullanılan ferre fiilinden gelir.

Neticede ferre -> ferax -> ferac/ious vb. (örn. feracity = verimlilik) şeklinde bir seyir söz konusu.

Ancak diğer çağdaş batı dillerinde, yukarıda bahsettiğim şekilde bu kökten kaynaklanan bir ferac- kullanımı mevcut görünmüyor. Kıyıda köşede kalmış bir kullanım varsa bilemem ancak baktığım büyük sözlüklerden birçoğunda ferac- kökü sadece İngilizcede kullanılmış. Örneğin Joseph Wilson A French and English Dictionary'sinde feracious'u fecond'la karşılamış, feracity'i ise fertilite ve fecondite'yle. Fransızcada ve diğer çağdaş batı dillerinin çoğunda yer alan fertil* ile fecond* kökleri de Latincede sırasıyla fertilis ve fecundus'tan gelmekle birlikte ferac* kökünden daha yaygın bir kullanıma sahiptir. Ancak Charlton T. Lewis'in sözlüğünde fertil* kökünün de fero, ferre fiilinden geldiği söylenir, başka deyişle başlıktaki feracious'un da dahil olduğu ferac* kökü ile fertil* kökü baba bir, anne ayrıdır.

30 Mart 2010 Salı

Fabella

Fabella ile fabula arasındaki farkı filosof Seneca'nın penfriend'i Sicilya Proconsulu Lucilius'a "volo tibi narrare fabellam, ut intelligas..." deyişiyle ("Sana şunu şunu anlayabilesin diye bir fabella anlatmak istiyorum") birlikte cinsî sapkın Hostius Quadra kıssasını sunuşunda kavrıyoruz. Nitekim yorumcuların ekseriyeti Seneca'nın neden N.Q. I. Cp.XVI.1'de yani burada "fabula" (hikâye) yerine "fabella" terimini kullandığı üzerinde dururken genelde fabella'nın ders çıkarma maksatlı aktarılmış küçük kurgu ya da gerçek hikâye olduğu sonucuna varmış.

İngilizcede ve diğer dillerde bunun tam karşılığı fabl(e) olmalıdır, ki bunu biz Türkçede ziyadesiyle konusunu hayvanların oluşturduğu küçük ahlâk hikâyecikleri olarak düşünüyoruz. Concise Oxford English Dictionary'de köken olarak fabl için fabula işaret edilmiş. ancak bana kalırsa fabl ile fabula arasında köprü görevi görüyor olabilir fabella. Zira fabula'da "kısa"lık, "hikâyecik"lik vurgusu yoktur (a narration, narrative, account, story; the subject of common talk). Teyit edin -> http://artfl.uchicago.edu buna karşılık "kitap" anlamındaki liber'in libellus olmasıyla "kitapçık" anlamını kazanması gibi, fabula'dan oluşan fabella da "kısa hikâye" vurgusuna sahiptir. Teyit edin -> http://artfl.uchicago.edu O hâlde fabl için fabula öncül ata olabilirse de, arada bir de fabella köprüsü olmalı, çünkü fabl'da kısalık vurgusu vardır: "a traditional short story that teaches a moral lesson, especially one with animals as characters" teyit edin -> http://www.oup.com/

Ancak Seneca'nın gerek burada ve külliyatının başka karanlık köşelerinde fabella'yı gerçekten yaşamış kişilerle ilgili yine ahlâkî mesajlar sunan küçük hikâye olarak kullanmış olması, söz konusu terimi Türkçeye fabl diye çevirmememiz gerektiğini haykırıyor. Bu yüzden ben bu iki niteliğinden ötürü (kısalığı ve yaşamış kişilerle ilgili ahlâkî mesaj sunması), -en azından Seneca'nın kullandığı- fabella'yı Türkçeye "kıssa" şeklinde çevirmeyi uygun görüyorum. Kıssa için bkz. http://tdkterim.gov.tr : "Ders alınması gereken kısa hikâye"

Fable'ın visual thesaurus'taki şematiği:


Fabella için yapılmış bir açıklama (Gert-Jan van Dijk, Aînoi, lógoi, mŷthoi: Fables in Archaic, Classical, and Hellenistic Greek Literature. with a Study of the Theory and Terminology of the Genre, Pub. by Brill, Leiden - New York - Köln, 1997, s.94) için bkz.

6 Ocak 2009 Salı

Fundamentalizm

"Fundamentalizm" terimini incelemeye kalkıştığımızda Latincede gidilebilecek en eski köklerin "dip", "çiftlik", "mülk", "yetkili" manalarındaki fundus, -i ismi; "kurmak", "temelini atmak" manalarındaki fundo, fundare (sinonimleri: condo, -ere; exstruo, -ere) ve "dökmek", "akıtmak", "dağıtmak", "bolca ekin üretmek" manalarındaki fundo, fundere fiilleri (Yunancası kseo, kseusw) olduğu görülüyor. Sonraki kuşak kelimeler ise funda, -ae "sapan"; funditor "sapan atan kimse"; fundito, funditare "sapanla atmak", "fırlatmak"; funditus "tamamen", "bütün", "dipteki" manalarında. Bana kalırsa fundamentalizm terimini ilk andıran kelime olarak karşımıza (kent vb.) "kurucu", "yapıcı" manalarındaki fundator çıkıyor. Bu isimle birlikte "kurmak" manasındaki fundare fiilini düşünürsek, cinssiz bir isim olan fundamen, fundaminis kelimesinin "temel", "esas", "dayanak" manalarına gelmesi de doğaldır. Şu da var ki İngilizcede pek sık karşımıza çıkan find / found ve foundation'ın da anlamca ve yapıca kökü buradadır. Zira yukarıda işlediğim fundator'un İngilizce karşılığı founder'dır. (Büyük üstadım, rehberim olan Teoman Duralı hocamın bu noktadaki itirazını sizlerle paylaşmak istiyorum:  

Cengiz, Latince "fundare"nin Germen menşeli "find"la kökdeşliği yok... Sözü İngilizcenin en yetkili kökenbilim sözlüklerinden Robert Claiborne'nun "The Roots of English"ine bırakıyorum: İlkin, "fundus", Bhudh- kök öbeğine ait: "Latin 'fundus' (Germanic 'bottom') or base. The Latin word 'foundation' (base) of a building and the foundations 'founded' and 'funded' by rich people, the 'fundamental' things that are basic, and the 'profound' idea that gets to the bottom of something." "Find" ise, Pent- söz öbeğine mensup: "to tread, go, whence 'find' ('go after'); the Germanic 'path' one treads on was borrowed from Iranian, via some steppe people. Various L words center on the sense 'way' (where one goes), as with 'pontoons' sometimes used to bridge (make a way across) a river. From 'pontifex', priest ('he who prepares the way'), comes 'Pontifex Maximus', the 'highest priest' (of Rome), now one of the titles of the 'Pontiff' --whence to 'pontificate' 'speak as if one were the pope.)

Şu ana kadarki seyir şöyle:

fundus / fundare -> funda / fundator -> fundamen

Fundamentalizm teriminin en yakınını bulabiliriz bu noktada: (genelde çoğul kullanılan) Fundamentum. Bu terim yine "temeller", "dayanaklar", "esaslar" manasındadır. Latin Oxford Dictionary'de bu terimin fundare+mentum/mens birleşiminden oluştuğu yazılı. Yani:

Fundamentum= temel atmak + düşünce / akıl / anlayış / niyet / plan = temel atma düşüncesi / temeli atılmış düşünce, niyeti.

Oxford'un sözlüğünde fundamentum'un "gereklilik", "kaçınılmazlık" (indispensable) durumunu yani "temel zorunluluk / gereksinim" halini (fundamental necessity) gösterdiği de söyleniyor. Charlton T. Lewis'in 1879 tarihli A Latin Dictionary; Founded on Andrews' Edition of Freund's Latin Dictionary'sinde (Trustees of Tufts University, Oxford) fundamentum'a sinonim olarak "sedes" ve "initium" isimleri önerilmiş; bunlardan ilkinin yine "oturulacak yer", "ikamet edilen yer" manaları vardır, yani "ait olunan yer" anlamını çıkartırız sedes'ten (ki bu kelime için bakılacak kaynak da "oturmak" manasındaki sedeo, -ere fiilidir). İkincisi "initium" ise benim bayıldığım bir terimdir; initio, -are ("başlatmak, önayak olmak, takdis etmek" manalarında) fiilinden gelir "başlangıç", "ilke" manasında olup felsefi metinlerde genelde çoğul olarak ("initia") kullanılır ve " (başlangıç) öğeler(i)" manasındadır. Özellikle de presokratik filozoflardan, atomculardan bahsedilirken sık kullanılır. Fundamentum hem sedes hem de initium ile sinonim olunca; haliyle iyice "temel"e yerleşmiş oluyor. Bütün bu açıklamalardan sonra fundamentalizm terimini incelemeye kalkıştığımızda karşımıza çıkan manalar şunlar oluyor: Bir yere ait olan, başlangıç öğe, esas, esaslar, temeli kuran düşünce, kaçınılmaz nokta.

Seyir şu durumda:

Fundus / fundare -> funda / fundator -> fundamen -> fundamentum

Şimdi fundamentalizm terimine daha da yaklaşabilmek adına Latincedeki sıfat üreten eklerden olan -e/alis'e sığınacağız; bu durumda: "ilk ilkelere, esaslara özgü / aitlik durumunu gösteren" fundamentalis sıfatını bulmuş oluyoruz. Bu kelimenin terimleştiğini küçük bir arama sonunda görüyoruz: http://openlibrary.org/b/ol6408672m - http://www.archive.org/...s/institutionesth00knolgoog vs. Yine kilisenin temel yasasından bahsedilirken "lex ecclesiae fundamentalis" (örn. James A. Coriden, An Introduction to Canon Law, p.47, Continuum International Publishing Group, 2004) dendiğini de akılda tutmak gerek.

Lexicon Latinitatis Nederlandicae Medii Aevi'de (Brill, 1987) fundamentalis'in Dutch dilindeki karşılığı olarak "van het fundament" denmiş yani yukarıda yazdığım gibi "esasa, temele özgü". yine aynı sözlükte fundamentalia sözcüğü için "grondslagen" yani "esaslar" manası verilmiş. Yine fundamentalitas (veya adverb olarak fundamentaliter) şeklinde isim olarak karşımıza çıkan anlam ise "esas olarak, temelde, esasa, temele, orjinal olana özgülük hali"dir.

fundus / fundare -> funda / fundator -> fundamen -> fundamentum -> fundamentalis / fundamentalia / fundamentalitas

Sonuç itibariyle Latincesi fundamentalitas olan fundamentalizm (İng. fundamentalism; Fr. fondamentalisme; Alm. fundamentalismus; İt. fondamentalismo; Nor. fundamentalisme ; Por. ve İsp. fundamentalismo) sistemli bir şekilde esas olana bağlılık, tutkunluk, temelden yani başlangıçta yerleşmiş olduğu yerden sapmayı kabul etmemek vb. manaları vermiş olur. En nihayetinde böyle bir kelimenin dinsel manada "aşırılık"ları (ki bunlarda da ilk yerleşilen, kabul edilen noktanın savunulması, herhangi bir sapma yaşanmaması söz konusudur) göstermesi doğaldır. Temelden sapma veyahut temelde bulunan şeyi, kavramı geliştirmek, doğal olarak fundamentalitas'ın dışına çıkmak demektir. Aşırılara bakarsanız, ilk haliyle kabul etme halini açıkça görürsünüz; zaten saplanmış oldukları için aşırıdırlar.

Meraklısına: incelemiş olduğum Latince kelimelerin bazılarının Lewis'in sözlüğünden karşılıklarını, kullanım alanlarını google defterine attım, meraklıysanız bakarsınız:
http://www.google.com/...9501994974/bdrebqgoqpo2bj-qj

Not: Blogun aynı zamanda ilk girdisi olan bu derlemeyi daha evvel Ekşi'de yayınlamıştım:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=14611934